Eşim ya da partnerim neden kaçıyor?/Eşim ya da partnerim neden sürekli beni boğuyor?

Evlilik ve aile danışmanlığı yaptığım sürece çiftlerde terapi ve danışmanlık sürecinde sıklıkla gözlemlediğim bir ilişkiyi neden kovaladıklarını ya da bir ilişki de neden kaçan olduklarını fark etmedikleridir. Bunu  nedenlerini anlamadan terapi ya da danışmanlık süreci sağlıklı işlememekte hatta tıkanmaktadır. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse;

Bir erkek çocuğunun düşüp “yaralandım” diyerek ağladığını düşünün. Anne-babanın göstereceği belli başlı tepkiler vardır. Anne ya da baba doğal bir tepki olarak ya öfkelenir ya “ağlamayı kes” diyerek çocuğu azarlar, ya da kaygılı bir şekilde koşar veya ona yardım edebilir. En etkili tepki ise bunun tam ortasını yakalamak yani sakin kalıp “evet kanıyor… hadi ona bir bakalım ve temizleyelim” gibi ifadeler kullanmaktır. Bu şekilde çocuğun tepkisinin doğal olduğunu onaylayarak aynı zamanda onu sakinleştirmiş oluruz. Böylece, çocuk yüksek kaygı yaşadığı durumlarda nasıl sakin kalması gerektiğini öğrenir.

Çocuğun ihtiyaçlarında çok kaygılı olmadan karşılık vermek Donald Winnicott’un da dediği gibi “yeterince iyi annelik” davranışıdır. Yeterince iyi bir ebeveyn olmak çocuklara kendilerini boğuluyormuş gibi hissettirmeden, kendilerine yabancılaşmadan ve çocuk muamelesi yapılmadan sakin kalmayı öğretmektir.

Peki kaçımız ideal ebeveyniz ya da ideal bir ebeveyne sahibiz? Eğer bebekliğimizde ya da çocukluğumuzda kaygılı anlarımızda “görmezden” gelindiysek veya “ilgiye boğulduysak” ebeveynlerimizin bu tutumu, yetişkinlik yıllarımızda partnerimizle yaşadığımız ayrılık  (mesafe) ya da çok fazla beraberlik/birliktelik hissettiğimiz/yaşadığımız durumlarda, aslında içinde yaşadığımız durumla ilişkisi olmayacak şekilde uygunsuz ve yüksek kaygı yaşamamıza neden olabilir.

Az önceki düşen çocuk örneğine dönecek olursak çocuğun duygusu anne-baba tarafından reddedilir, görmezden gelinirse ilişkide kaçan, eğer panik ve kaygı ile yaklaşır ya da çocuk ilgiye boğulursa ilişkide “kovalayan” kişiye dönüşebilir.

Bu durum, ilerleyen yıllarda partnerimiz ile olan ilişkimizde  ayrılık ya mesafe algıladığımızda kendimizle ilgili olarak ihmal edilmiş, terk edilmiş, sevilmemiş ve reddedilmiş duygularını tetikleyebilir. Partnerimizle çok fazla beraberlik ya da birlikte olma duygusu yaşadığımızı hissettiğimizde  ise bunaltı, sıkışmışlık, kapana kıstırılmış ve kontrol edildiği duygularını harekete geçirebilir.

Kendini Engelleme Davranışı

Kaçanlar hayatının geri kalanında sık sık kaygı düzeylerini arttırmamak için düşündüklerini ve hissettiklerini söylemekten kaçınırlar. Kovalayanlar bu durumda göz ardı edildiklerini hissederler ve partnerleri ile sürekli ilişki kurmaya çalışarak onlardan tepki almaya çalışırlar. Sonuç olarak  her iki taraf da bu durumun sonucunda stres düzeyini arttırırlar.

Böylece kaçan/kovalayan dinamiği sık sık düşmanlık, çatışmalara ve kavgalara neden olur. Eşinden bir tepki alabilme peşinde koşan partner aslında ilişki kurma arayışındadır. Eşiyle tartışma yoluyla bile olsa (bu durum olumsuz bile olsa) duygusal bir temas kurmaktadır. Kaçan partner, yani özerkliğine bağlı kişi ise bu duruma direnç gösterecektir ve bu ilişki kurma çabalarının sıklığını kendi bağımsızlık ve özgünlüğüne bir saldırı olarak algılayacak ve kendini koruma adına saldırgan davranacaktır.

Bu durumun farkında olmayan kovalayan partnerin bu davranışları aslında partnerine olan daha fazla yakınlık isteğini yansıtmaktadır. Ancak bu yakınlık isteğini diğer partnerinin kurmasına fırsat olmayacak kadar fazla yapmaktadır.  Bu nedenle, kaçan partner kendi yakınlık kurma ihtiyacını fark edemez zaten bu yakınlık kurma işini her iki taraf için yeterince yapan birisi vardır. Eğer ilişkiyi kovalama işini bir kişi sürekli yaparsa, diğerinin bağımsızlık ve yalnız kalmayı isteme hakkı olacaktır. Bu durumda kaçan partnerin aşkı tükenebilir çünkü partneriyle birlikte olma isteği hissedebileceği bir alan bulamayacaktır.

Benzer şekilde kaçan partner de ilişkisinde iki taraf için fazla mesafe oluşturur ve böylece kovalayan, kendi özerkliğine olan ihtiyacını keşfetme imkanı bulamaz. Sonuç olarak, kovalayan partner özerkliğe ve ayrı olan ihtiyacını tanıyamamış olur.  Sonuç olarak kendi içinde kendi başına ayrı, yeterli bir birey olma duygusu olmadan değerli hissetmek için partnerine karşı sürekli artan bir bağlanma hissi geliştirir ve bu da aralarındaki kısır döngüyü devam ettirmektedir.

Psikoterapist Dr.Hüseyin Doğan

Ankara Evlilik Danışmanı ve Terapisti