Aniden/beklenmedik bir şekilde gelişen, günlük rutin işleyişi bozan, dehşet, kaygı ve panik yaratan, kişinin anlamlandırma süreçlerini bozan olaylar, travmatik yaşantılar olarak tanımlanabilir. Eğer bir olayda; yaşamı tehdit, vücut bütünlüğüne tehdit, sevdiklerimize tehdit, inanç sistemlerimize tehdit söz konusuysa bu olaylar kişi için travmatik birer yaşantıdır. Yaşanan bir trafik kazası, doğal afet- deprem ya da sel, taciz, uzun süren bir evlilikte atılmış olan ilk tokat bu konuya örnek oluşturabilir. Yaşanan travmatik bir olay sonrasında neredeyse herkes “stres tepkileri” gösterir. Bunların “anormal bir olaya verilen normal tepkiler” olarak görülmesi gerekmektedir.

Bir kişide travma sonrası stres bozukluğundan söz etmek için;

Aşağıdakilerden her ikisinin de bulunduğu bir biçimde kişi travmatik bir olayla karşılaşmıştır:

  1. Kişi gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi ,ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir.
  2. Kişinin tepkileri arasından aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır.Çocuklar bunların yerine dezorganize-dağınık yada ajite davranışlarla tepkilerini dışa vurabilirler.

Travmatik olay aşağıdakilerden biri ya da daha fazlası yoluyla sürekli olarak yeniden yaşanır:

Olayın, elde olmadan tekrar tekrar anımsanan sıkıntı veren anıları :Bunların arasında düşlemler, düşünceler ya da algılar vardır. Küçük çocuklar, travmanın kendisini ya da değişik yönlerini konu alan oyunları tekrar tekrar oynayabilirler.

Olayı, sık sık sıkıntı veren bir biçimde rüyada görme. Çocuklar, içeriğini anlamaksızın korkunç rüyalar görebilirler.

Travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranma ya da hissetme

Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine yoğun bir psikolojik sıkıntı duyma.

Travmatik olayın bir yönünü çağrıştıran ya da andıran iç ya da dış olaylarla karşılaşma üzerine fizyolojik tepki gösterme.

Aşağıdakilerden üçünün( ya da daha fazlası ) bulunması ile belirli, travmaya eşlik etmiş olan uyarılardan sürekli kaçınma ve genel tepki gösterme düzeyinde azalma (travmadan önce olmayan )

  1. Travmaya eşlik etmiş olan düşünce, duygu ya da konuşmalardan kaçınma çabaları.
  2. Travma ile ilgili anıları uyandıran etkinlikler, yerler ya da kişilerden uzak durma çabaları.
  3. Travmanın önemli bir yönünü hatırlayamama.
  4. Önemli etkinliklere karşı ilginin ya da bunlara katılımın belirgin olarak azalması.
  5. İnsanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaştığı duyguları.
  6. Duygulanımda kısıtlılık ( örneğin ; sevme duygusunu yaşayamama )
  7. Bir geleceği kalmadığı duygusunu taşıma.

Aşağıdakilerden ikisinin ( ya da daha fazlasının ) bulunması ile belirli, artmış, uyarılmış, semptomlarının sürekli olması:

  1. Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük
  2. İrritabilite- huzursuzluk- ya da öfke patlamaları.
  3. Düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırmada zorluk çekme.
  4. Tehdit ya da travmayı hatırlatan herhangi bir şey, koku, yerler, insanlar, sesler ve davranışlar için çevrenin sürekli taranması. Birey tehlikenin yakınında olmamak için yüksek alarmdadır (Hipervijilans)
  5. Aşırı irkilme tepkisi gösterme.

Bu sorun alanında öncelikle kişinin yaşı, cinsiyeti, sosyo-kültürel düzeyi, yaşanan travma, travmanın türü, şiddeti, doğal mı insan eliyle mi olduğu faktörler değerlendirilir.

Kişinin travma öncesi işlevselliği incelenir. Daha sonra yardım sürecinde kişinin travma belirtilerinin sürmesine neden olan hatalı düşüncelerinin sağlıklı düşüncelerle değiştirilmesi amaçlanır.

Ayrıca korku nedeniyle kaçındığı durumların üstüne gitmesi sağlanarak bu durumlarda yaşadığı korkunun azaltılması sağlanır.

Hem bilişsel davranışçı terapi teknikleri hem de EMDR terapi teknikleri birlikte kullanılır.